Eskiden ezber yapmakta berbattım.
Haftalık kelime testlerinde başarısız olurdum ve öğretmenlerimden sık sık azar işitirdim. Defterime defalarca bakmama rağmen, test sırasında aklıma hiçbir şey gelmezdi. Dün öğrendiğimi sandığım kelimeler, ertesi gün tamamen kaybolurdu.
Bu her olduğunda, şöyle düşünürdüm:

"Sanırım hafızam iyi değil."
"Ben akıllı insanlardan farklı yaratılmışım."
Ancak, nörobilim araştırmalarını öğrendiğinizde, bakış açınız biraz değişiyor.
Hafıza sadece yetenekle belirlenmez. Daha ziyade, önemli olan şudur:
Beynin anıları tutması için doğru koşulları yaratıp yaratmadığınızdır.
Başka bir deyişle, hatırlayamamanızın sebebi zeki olmamanız değil. Sadece bir şeyleri aklınızda kalıcı hale getirmenin doğru yolunu bilmiyor olabilirsiniz.
Bu sefer, Nobel ödüllü ve Nobel seviyesindeki bilim insanlarının araştırmalarına dayanarak beş hafıza mekanizmasını olabildiğince net bir şekilde düzenleyeceğim.

1. Hafıza "Tekrar" Yoluyla Kalıcı Olur
Bir şeyi bir kez okuduktan sonra hatırlayamadığınız için hiç "Hafızam kötü" diye düşünüyor musunuz?
Oysa hafıza, tek seferde tamamlanmaz. Beyinde, nöronlar arasındaki bağlantılar tekrarlanan öğrenme yoluyla azar azar değişir.
Dr. Eric Kandel, 2000 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanmış bir nörobilimcidir. Dr. Kandel'in araştırması, nöronlar arasındaki bağlantıların öğrenme ve hafıza yoluyla değiştiğini göstermiştir.
Kısacası, hafıza sadece irade gücüyle ilgili değildir. Beynin içinde gerçek fiziksel değişiklikler meydana gelmektedir.
Basitleştirmek gerekirse, hafıza
Yol yapımına benzer.

Sadece bir kez okunan bir anı, yola su serpmek gibidir. Bir an için iz bırakır, ancak zamanla kaybolur.
Oysa defalarca yürünen bir yol, zamanla sıkışır. Sonunda asfaltlanır ve seyahat etmesi kolay hale gelir.
Ders çalışmak da aynıdır.
Bir kez okuduktan sonra hatırlamamak, bir bakıma doğaldır. Çünkü beyinde henüz yol oluşmamıştır.
Kalıcı olmasını istiyorsanız, o yoldan birçok kez geçmeniz gerekir.
Hafıza kapasitenizi suçlamayın. Tek seferde kazanmaya çalışan çalışma düzenini suçlayın.
[Hemen Yapılacaklar]
Hepsini bir kerede öğrenmeye çalışmayın. Ertesi gün, 3 gün sonra ve 1 hafta sonra gözden geçireceğinizi varsayarak çalışmayı deneyin.
2. Bakmaktan Çok Hatırlamaya Çalışın
Hiç defterinize saatlerce bakıp, testte hiçbir şey hatırlamadığınız oluyor mu?
Sorun, yeterince uzun süre bakmamanız değil, kafanızdan o bilgiyi "geri çağırma" pratiği yapmamanız olabilir. Kalıcı hafıza, sadece bakmanın ötesinde bir uyarım gerektirir.
Dr. Kandel'in araştırması ayrıca, çabuk kaybolan kısa süreli anılarla kalıcı uzun süreli anılar arasında beyinde meydana gelen değişikliklerin farklı olduğunu ortaya koydu. Uzun süreli hafıza, sinirsel bağlantıları güçlendiren bir mekanizmayı içerir.

Bilinen faktörlerden biri, uzun süreli hafızayla ilgili olan CREB'in işlevidir. Kabaca söylemek gerekirse, anıların uzun süre kalıcı olmasını sağlayan bir anahtar gibidir.
Bu anahtar, sadece bakarak açılması zor bir anahtardır.
Bir ders kitabını açıp yazıları gözlerinizle takip etmek.
Notlarınıza geri dönüp anladığınızı hissetmek.
Bir kalemle işaretleyip çalıştığınızı hissetmek.
Sadece bunlarla anıların kalıcı olması pek olası değildir.
Önemli olan şey,
Hatırlamaya çalışma eylemidir.
Kitabı kapatın ve kendinize sorun,
"Az önce orada ne yazıyordu?"
Ve bunu kendi kafanızdan çıkarmaya çalışın.
İşte tam o anda, anının güçlenme eğilimi vardır.
Okumaya harcanan zamana karşı hatırlamaya harcanan zaman. Bakmaya harcanan zamana karşı geri çağırmaya harcanan zaman.
Ezber yapmakta zorlanan insanlar materyale bakmaya devam etme eğilimindedir. Ama asıl gerekli olan, onu bir kez kapatmaktır.
"Çalıştım ama aklıma gelmedi" durumunda eksik olan şey çaba değil, geri çağırma pratiğiydi.
[Hemen Yapılacaklar]
Bir sayfayı okuduktan sonra kitabı kapatın. Boş bir kağıda hatırladıklarınızı yazın ve sadece yazamadığınız kısımları kontrol edin.
3. Mekan, Hafıza için Bir Anahtar Olur
Hiç masanızın başında bir şeyi hatırlayamayıp, mekan değiştirdiğinizde aniden aklınıza geldiği oldu mu?
Anılar sadece izole bilgi parçaları olarak yüzmezler. Mekan ve bağlam, hatırlama için tetikleyici görevi görebilir.
Dr. John O'Keefe, 2014 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanmış bir araştırmacıdır. Bu makalenin ikonundaki kişidir. Dr. O'Keefe, belirli bir konumda bulunduğunuzda tepki veren "yer hücrelerini" keşfetmiştir.
Basitçe söylemek gerekirse, beyin "yer" ile hafızayı birbirine bağlayan bir mekanizmaya sahiptir.

Elbette, bu araştırma doğrudan bir çalışma yöntemi öğretmez. Ancak, hafızanın yerler ve durumlarla kolayca bağlantı kurduğunu düşünürsek, çalışma için kullanabileceğimiz ipuçları var.
Örneğin, evden çıktığınız anda şöyle düşünebilirsiniz:
"Ah, notlarımı unuttum."
Masanızda hatırlamadınız, ama girişte durduğunuz an hatırladınız. Bunun nedeni, mekanın bir hafıza anahtarı görevi görmesidir.
Ders çalışmak da aynıdır.
İngilizce kelimeler öğreniyorsanız, sadece defterinize bakmayın; onları öğrendiğiniz yer ve durumla birlikte hatırlamaya çalışın, örneğin:
"Bu kelimeyi, masama dönük olduğum o belirli sahnede öğrenmiştim."
Örneğin, ezber yapmak için bir yer belirleyin.
İngilizce kelimeler bu masada.
Tarih bu kafede.
Sertifika çalışması bu kütüphane koltuğunda.
Çalıştığınız yeri sabitleyerek, daha sonra hatırlamaya çalıştığınızda, anıyı "o yerde bulunan sizinle" birlikte geri çağırmak kolaylaşır.
Anılar sadece bilgi olarak yüzeye çıkmazlar.
Nerede öğrendiniz?
Hangi pozisyonda öğrendiniz?
Hangi ruh halinde öğrendiniz?
Bazen bu tür çevresel bilgilerle birlikte geri gelirler.
Bu nedenle, rastgele yerlerde çalışmaktansa, "Bunu bu yerde öğreneceğim" diyerek hafızanız için kancalar oluşturmak daha iyidir.
Hatırlayamadığınızda, bu mutlaka anının kendisinin gitmiş olduğu anlamına gelmez. Onu çekip çıkarmak için yeterli ipucunuz olmayabilir.
[Hemen Yapılacaklar]
Her ders için bir çalışma yeri belirleyin. Masanızda İngilizce kelimeler, kafede okuma notları, kütüphanede sertifika çalışması gibi çiftler oluşturun. Hatırlarken, zihninizde o yerdeki kendinizin imajını canlandırmaya çalışın.
4. Bir Sıra İzleyince Hafızanın Çökmesi Zorlaşır
Hiç kelimeleri veya tarihleri bağlantısız bir şekilde ezberleyip, tek bir parça eksildiğinde her şeyin durduğu oldu mu?
Hafıza çökmesinin nedeni sadece bilgi miktarı değildir. Hatırlama için bir düzen veya konumsal ilişki eksikliği de unutkanlığa yol açar.
Dr. May-Britt Moser ve Dr. Edvard Moser, 2014 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanan araştırmacılardır. Moser'ler, mekanı algılarken çalışan "ızgara hücrelerini" keşfetmişlerdir.
Izgara hücreleri, bir yerin mesafesini ve yönünü kavramaya yarayan bir mekanizmadır. Kabaca söylemek gerekirse, beynin içindeki "görünmez bir grafik kağıdı" gibidir.

Bu araştırma, doğrudan bir ezberleme sırasını kanıtlamaz. Ancak, insan beyninin konumsal ilişkileri ve akışları ele alan bir mekanizmaya sahip olduğu düşünüldüğünde, çalışmaya uygulayabileceğimiz ipuçları vardır.
Ezber yaparken, bilgileri yığmak yerine bir yol oluşturun.
Örneğin tarih için şu sırayla ezberleyin:
Bu olay neden oldu?
↓
Kim harekete geçti?
↓
Ne değişti?
↓
Sonuç olarak, sonra ne oldu?
İngilizce kelimeler için:
Kelime
↓
Anlamı
↓
Örnek cümle
↓
Kullanacağınız sahne
Sertifika çalışması için:
Sorun
↓
Nedeni
↓
Çözüm
↓
İstisna
↓
Pratikte nasıl kullanılır
Hafıza, tek başına yerleştirilmektense, öncesi ve sonrasıyla bağlantıları olduğunda daha güçlü hale gelir. Bir şeyi unutsanız bile, çevredeki akıştan hatırlamak kolaylaşır.
Ezber yapmanın acı verici olmasının nedeni, bilgide bir yolun olmamasıdır. Tersine, bir sıra oluşturursanız, hafıza sadece noktalar değil, tek bir çizgi haline gelir.
Belki de ezber yapmakta kötü değilsinizdir; sadece hatırlama için bir rota oluşturmadan öğrenmeye çalışıyordunuzdur.
[Hemen Yapılacaklar]
Ezberlemeden önce, bilgi için bir sıra oluşturun. "Sebep → Sonuç", "Sorun → Çözüm" veya "Kelime → Anlam → Örnek → Kullanım Sahnesi" gibi hatırlama için bir akış belirleyin ve öğrenmeye başlayın.
5. Yatmadan Önceki 10 Dakika Hafıza Kalıcılığını Değiştirir

Hiç yatmadan önce bir şey ezberlediğinizi düşünüp, sabah olduğunda hepsinin gitmiş olduğu oldu mu?
Hafıza, sadece öğrenme anını değil, sonrasındaki beyin durumunu da içerir. Özellikle uyku, hafıza düzenlemesiyle derinden ilişkilidir.
Dr. Susumu Tonegawa, 1987 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü kazanmış bir araştırmacıdır. Ödülü immünoloji araştırmaları için olmakla birlikte, daha sonra nörobilim alanında hafıza üzerine önemli araştırmalar yapmıştır.
Dr. Tonegawa'nın araştırma ekibi, anıların beyinde nasıl depolandığını ve zaman içinde nasıl değiştiğini araştırmıştır.
Basitçe söylemek gerekirse, hipokampus yeni anılarda derinlemesine yer alır ve zaman geçtikçe, serebral korteks tarafındaki ağlarla ilişki kurarak stabilize olurlar.
Bir benzetme yapmak gerekirse, hipokampus
Karşılama Merkezidir.
Yeni gelen anıları ilk alan yerdir.
Öte yandan, serebral korteks büyük bir depodur. Uzun süre kullanılan anılar, zamanla bu tarafta daha kolay işlenir hale gelir.
Ve uyku, bu düzenlemede derinden rol oynar.
Uyurken beyin sadece dinlenmez. O gün gelen bilgileri düzenler.
Bu nedenle, yatmadan hemen önce neye baktığınız önemlidir.
İngilizce kelimeleri ezberledikten hemen sonra akıllı telefonunuzdan video veya sosyal medyaya bakmaya devam etmek, düzenli bir masanın üzerine başka evraklar yığmak gibidir.
Hatırlamak istiyorsanız, uykudan önce beyninizi dağıtmamak daha iyidir.
Önemli olan, çalışmayı bitirdikten sonra hafızaya müdahale etmemektir. Öğrenmeden hemen sonra beyninizi diğer bilgilerle doldurmamak, hafızanızın nasıl işleneceğini değiştirecektir.
[Hemen Yapılacaklar]
Yatmadan hemen önceki 10 dakikada, sadece en çok hatırlamak istediğiniz şeyleri gözden geçirin. Bundan sonra, telefonunuza bakmadan uyuyun.
Hafıza Kapasitesi Yöntemle Değişir
Geçmişte, hatırlayamadığım her seferde kendi yeteneğimden şüphe ederdim.
Kelime testlerinde azar işitmek. Dün öğrendiğimi sandığım şeylerin aklıma gelmemesi. Herkes yapabiliyorken sadece benim yapamadığımı hissetmek.
Bu tür deneyimler biriktiğinde, ders çalışmaktan nefret etmeye başlarsınız.
Ama hafıza sadece yetenekle belirlenmez. Beyinde kalması için koşulları düzenlerseniz, onu azar azar değiştirebilirsiniz.
Bugünden itibaren yapabilecekleriniz basit:
- Her şeyi tek seferde öğrenmeye çalışmayın; birkaç gün sonra gözden geçirin.
- Okuduktan sonra kitabı kapatın ve boş bir kağıda hatırlamaya çalışın.
- Her ders için bir çalışma yeri belirleyin.
- Ezberlemeden önce bilgiler için bir sıra oluşturun.
- En önemli şeyleri yatmadan önceki 10 dakikada gözden geçirin.
Sadece bu beş şeyi yaparak hafızayla olan ilişkiniz değişecektir.
Hatırlayamamak, zeki olmadığınızın kanıtı değildir. Sadece beyninize uygun bir ezberleme yöntemi henüz kullanmamış olabilirsiniz.
Hafızayla ne kadar çok mücadele ettiyseniz, yönteminiz değiştiğinde büyüme potansiyeliniz o kadar büyüktür.
X hesabımda "çalışma", "hafıza", "düşünme yöntemleri" ve "beyin kullanımı" hakkında günlük hayatta kullanılabilecek şeyler paylaşıyorum.
İsterseniz, beni X'te takip edebilirsiniz.
Ayrıca, eğer şöyle diyen biriyseniz:
"Çalışma yöntemimi gözden geçirmek istiyorum."
"Özellikle nasıl ezber yapacağım konusunda danışmak istiyorum."
"Bu makalenin içeriğini kendime uygulamak istiyorum."
Lütfen bana X'ten DM göndermekten çekinmeyin.
Mevcut yönteminizi dinledikten sonra, hatırlamanızı kolaylaştırmak için nerede değişiklik yapmanız gerektiğini düzenlemenize yardımcı olurum. Yeteneğinizden şüphe etmeden önce, önce ezber yönteminizin tasarımını gözden geçirelim.
-----> @edward_toeic





