Sevgili Mo Salah,
Öncelikle hoş geldin. Dünyanın en büyük şehir takımına hoş geldin. Bizler kökü Trabzon’da olan, dalları dünyanın dört bir yanına yayılmış Trabzonspor Taraftarları olarak senin gibi mütevazı bir Süper Starı karşılamaktan ve şehrimizin, takımımızın bir parçası yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
Duyduğumuz mutluluğu, hissettiğimiz umudu daha ilk gün iki havalimanında yaşadıklarınla anlamışsındır; ancak daha fazlası olduğuna emin olabilirsin. Onlardan biraz bahsetmek istiyoruz.
Liverpool’dan ayrıldığın gün bizler de gözlerimiz nemli izledik son maçını ve o maçta oyundan çıkarken Anfield’ın sana vedasını. O gün nereden bilecektik bir sonraki durağının Karadeniz’in bu harika şehri yani evimiz olacağını? Bu bile yaşadıklarımızı rüya gibi hissetmemize sebep oluyor.
Yaptıkların, geçmişin ve istatistiklerin ile verebileceklerin ortada. Şüphemiz yok. Trabzonspor tercihinin bazı Avrupalı çevrelerce seviye düşmek olduğunu düşünmesi bize komik geliyor. Zira tanımıyorlar Trabzonspor’u ve Trabzonsporluları. İşte orada da sen giriyorsun devreye. Önce sen çok iyi görecek, anlayacak ve duyuracaksın ki, bu takım eşi benzeri olmayan bir takımdır, kulüptür. Bu camia eşi benzeri olmayan özellikler taşır. Futbola, sadece skora değil oynanan oyuna da çok anlamlar yükler.
Hayatını sürekli olarak “yapamazsınız” diyenlere imkansızı becerdiğini göstermekle geçirmiş, inadıyla başarılar ve onur kazanmıştır. Sınıfsal farkların olmadığı, tüm halkın takımıdır. Her birimiz eş parçasıyız bu camianın. En yüksek kurulunun başkanının emekli matematik öğretmeni olduğu bir kulüp.
Bununla birlikte itişmelerin, rekabetin, sert tartışmaların eksik olmadığı, zaman zaman kendine de zarar veren ama tüm başarılarını da bu inat, rekabet ve çekişme ile elde etmiş, heyecanlı insanların kulübü.
Çok çeşitli uygarlıkların beşiği ve Baharat Yolu’nun ana limanı olan şehrimizi sana nasıl olsa tanıtacaklardır. Coğrafyamızı görünce sen de Gazeteci Yazar Meriç Enercan’ın “Bize Her Yer Trabzon 2” kitabında yazdığı şu sözlere hak vereceksin: Ardındaki sarp dağlar ile, önündeki hırçın Karadeniz arasında kalan Trabzonlular için futbol, düzlük yerde oynanan kolay bir iş idi”.
Liverpool’da yaşadığın deneyim çok özeldi. Çok benzerini hatta belki daha yoğununu burada yaşayacaksın; zira daha sadece kente varman bile ilk düdük çalıp, santra yapılmadan mutlu etti bizleri. Biz bizi mutlu edenleri, gururlandıranları hiç unutmayız. Çok özel bir yerdesin. Eşi benzeri olmayan.
Kendi içimizden çıkardığımız ve efsanemiz olan Fatih Tekke Hocamız ile harika işler çıkaracağına inanıyoruz. Çok mutlu edeceğine, çok mutlu olacağına eminiz. Hiç şüphemiz yok, başarılarına otantik eklemeler yapacaksın.
20 Ekim 1976’da dönemin efsane Liverpool takımı da Trabzon’a geldiğinde, Avrupa’nın çok uzak bir noktasına ve hiç tanımadıkları bir şehre gelmiş, şaşırmış, hayran olmuş ve yenilmiş idi. Trabzonspor o zaman da hem Avrupa’yı hem de Türkiye’yi şaşırtmış idi. Avrupa’nın merkezine uzak olsak da, gerek kulüpçülük, gerek altyapı gerekse de futbol felsefesinin evrensel merkezine çok yakın bir kulüptesin. Ne mutlu bizlere ki, altyapılardaki oyuncularımız da, senin gibi harika bir profesyonelin, bir Süper Starın takımında oynama hayalleri kuracaklar, motive olacaklar.
Rahmetli sanatçımız Volkan Konak’ın sözüyle bitirelim:
Trabzon’da iki şey tutulur. Bir oruç, iki Trabzonspor!
Hoş geldin bir kere daha…





